İçeriğe geç
Gerçek Hep Manşet

Yaşama merakla, burçlara özgün gözle

İlişkiler

İlişkilerde Ortak Espri Dilinin Gücü

Uzun ilişkilerin en sağlam sigortalarından biri, ikilinin kendine ait mizah dilidir. Peki hangi şaka yakınlaştırır, hangisi ufak bir çizik bırakır?

Selin Ertem 4 dk

Uzun süren ilişkilerin fotoğraflara yansımayan bir tarafı vardır: ikilinin kendine ait espri dili. Dışarıdan bakan biri için anlamsız olan tek bir kelime, o iki kişiyi gülmekten katıltabilir. Yıllar önce bir yolculukta yaşanan aksilik, artık her benzer durumda tekrarlanan bir şakaya dönüşmüştür. Bu ortak dil, ilişkinin sessiz sigortalarından biridir ve çoğu zaman hak ettiği değeri görmez.

Mizahın ilişkideki işlevi sadece eğlendirmek değildir. Gülmek, gerilimi düşüren en hızlı araçlardan biridir. Aynı zamanda ortak bir hafıza kurar. "Biz aynı şeye gülüyoruz" duygusu, dünyayı benzer bir yerden gördüğümüzün küçük ama sürekli bir kanıtıdır.

Gülmek neden yakınlaştırır

Bir şakanın anlaşılması için ortak bir bağlam gerekir. İçeriden bir espri, ancak ikinizin de bildiği bir hikâyeye dayanır. Bu yüzden her ortak şaka aslında "aynı geçmişi paylaşıyoruz" cümlesinin kısaltmasıdır. İlişki büyüdükçe bu kısaltmalar çoğalır ve zamanla ikilinin kendine ait bir sözlüğü oluşur.

Bunun bir de gerilim tarafı var. Yorgun bir akşamda, ufak bir aksilik büyük bir tartışmaya dönüşmeye hazırken araya giren doğru zamanlı bir şaka, konunun ciddiyetini yok etmeden havayı yumuşatır. İki kişi de birden bire aynı tarafta bulur kendini: soruna karşı birlikte duran iki kişi.

Ortak mizahın bir başka işlevi de dışarıya karşı ortak bir duruş kurmasıdır. Zor bir akrabalık ziyareti, uzun bir kuyruk, aksayan bir tamirat; bunlar iki kişinin gizlice bakıştığı ve aynı şeyi düşündüğünü anladığı anlara dönüşebilir. O bakışma, sözden çok daha hızlı bir "yanındayım" mesajıdır.

Ama her şaka aynı işi yapmaz

Mizahın ilişkide iki yönü olduğunu kabul etmek gerekir. Bir tarafta bağ kuran, ortak olan, ikisini de içeri alan şaka vardır. Diğer tarafta ise birinin diğerine karşı yaptığı şaka. İkincisi, özellikle başkalarının yanında yapıldığında, eğlenceli görünse bile ufak bir çizik bırakır.

Ayırt etmenin basit bir ölçüsü var: şakadan sonra ikiniz de gülüyor musunuz, yoksa biriniz gülerken diğeri gülümsemek zorunda mı hissediyor? "Şaka yaptım canım" cümlesi sık tekrar ediyorsa, muhtemelen o şakalar hedefindeki kişiye şaka gibi gelmiyordur. Özellikle karşımızdakinin en hassas olduğu konu, en sık espri malzemesi hâline geldiyse, mizah bir yakınlaşma aracı olmaktan çıkıp söylenemeyen sitemlerin kılıfı hâline gelmiş olabilir.

Bir diğer risk de her şeyi şakaya çevirme alışkanlığı. Ciddi bir konu açıldığında araya sokulan espri, kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede konuşulması gereken şeylerin hep ertelenmesine yol açar. Sürekli gülen bir ilişkide bazı meseleler hiç açılamadan yıllarca bekleyebilir.

Ortak espri dili nasıl büyür

Bu dil planlanarak kurulmaz ama beslenebilir. Birlikte yaşanan tuhaf anları hatırlamak, onlara isim vermek, sonradan tekrar anmak bu birikimin yolu. Beraber izlenen bir dizi, birlikte gidilen bir yerin komik detayı, bir yanlış anlaşılma; hepsi malzemedir. Önemli olan bunları "unutulacak şeyler" listesinden çıkarıp ortak hafızaya taşımak.

Bir başka besleyici de kendine gülebilmek. Kendi hatasına gülebilen biri, karşısındakine de rahat nefes alabileceği bir alan açar. Hep başkasının hâline gülen ama kendi üzerine yapılan en küçük şakada gerilen bir tutum, zamanla mizahı tek yönlü bir trafiğe çevirir.

Mizahın kimin üzerinden yürüdüğü de zamanla değişebilir. İlişkinin başında karşılıklı olan takılmalar, yıllar içinde tek yönlü hâle gelmişse bu genellikle birikmiş bir kırgınlığın işaretidir. Böyle durumlarda şakanın içeriğini tartışmak yerine, altındaki asıl konuyu doğrudan konuşmak çok daha kısa yoldur.

Mizah kaybolduğunda

Bazı dönemlerde ilişkideki gülüşün azaldığını fark ederiz. Genellikle bunun sebebi mizah yeteneğinin kaybolması değil, birikmiş yorgunluk ya da konuşulmamış bir kırgınlıktır. İnsan, kendini güvende hissetmediği yerde şaka yapmaz. Bu yüzden gülüşün azalması, aslında ilişkinin ölçüm aletlerinden biri gibi okunabilir.

Böyle bir dönemde zorlama neşe işe yaramaz. Daha çok işe yarayan şey, birlikte gülünecek yeni bir malzeme üretmektir: birlikte denenen beceriksizce bir iş, yeni bir yere gitmek, ikinizin de acemi olduğu bir uğraş. Acemilik doğal olarak komiktir ve komik olan şey, paylaşıldığında yakınlaştırır.

Uzun ilişkilerde ayakta kalan çiftlere sorulduğunda, çoğu zaman "birlikte çok güldük" cümlesi çıkar ortaya. Bu, hayatlarında sorun olmadığı anlamına gelmez. Sadece sorunları taşırken aynı espriye gülebilecek kadar aynı yerde durabildiklerini gösterir.